Page 10 - Boşnak Dünyası Gazetesi Şubat 2017
P. 10

10                                                                        KÖŞE YAZISI





                                                  Rumeli nasıl vatan oldu?






                                                yeni, aynı zamanda daha önce olmayan toplum-  nini tehdit etmediği müddetçe kimsenin inancıyla
                                                sal dinamikler ortaya çıktı. Bunun en önemli örne-  ilgilenmez, dini anlayış ve uygulamalarına karış-
                                                ği yukarıda anlattığım iyilik ve imar yarışıdır.   maz.
             Nezir Dinler                       Doğal  olarak  toplum  yapısı  Müslüman  Türklerin   Müslümanların  da  ırk  kökleriyle  ilgilenmez  Os-

     Boşnak Dünyası’ndaki ilk yazılarımda Büyük Os-  hakim  unsur  olduğu  bir  toplum  düzeni  şeklinde   manlı.  Dünyanın  en  düzenli  yerel  varlıklar  kayıt
     manlı Devleti’nin Rumeli’ndeki tarihi ve onun et-  gelişti, serpildi. Vakıflar ve vakıfçılık anlayışı, yerel   sistemi olarak adlandırılabilecek “tahrir defterle-
     kisiyle  bu  coğrafyanın  ana  eksenini  oluşturmak   idarenin merkezle hızlı işbirliği ve başarılı yönetim   ri”nde insan varlığı sadece müslim ve gayrimüslim
     üzere ortaya çıkan Evlad-ı Fatihan kimliğini yaz-  örnekleri gelişimi destekledi.    olarak geçer. Türk, Arnavut, Boşnak, Tatar, Torbeş
     dım.                                                                                 ve benzeri köken sorgulamasına girişilmez.
                                                Burada iki önemli özellik de bu değişimi kolaylaş-
     Daha sonra Boşnakların ve bölgedeki diğer mil-  tırdı.                               Bunun uç örneği, gayrimüslimlerin de bütün Müs-
     letlerin İslam dinini seçme sürecini Karadağ-Her-                                    lümanları  Türk  olarak  görmesidir.  Bir  Sırp,  başka
     sek bölgesi ekseninde aktarmaya çalıştım.  Birincisi  geçmişte  Balkan  topraklarında  gelişkin   bir Sırbın Müslüman olduğunu öğrendiğinde ona
                                                güçlü  bir  şehirleşme  olmaması,  ikincisi  ise  yeni   “Müslüman mı oldun?” demez. “Türk mü oldun?”
     Şüphesiz bu coğrafyanın her bölgesinde birbirine   kurulan düzenin hayatın hemen bütün alanlarını   der.
     benzeyen ancak tabii ki aynı olmayan Osmanlı-  kuşatan  kalıcı  bir  yapılanmayı  içermesi  ve  bunu
     laşma, İslamlaşma süreci yaşanmıştır.      ideal bir örnek olarak tüm etnik ve kültürel yapı-    FARKLI KÜLTÜRLER
                                                lara önermesidir.                                ZENGİNLİK OLARAK GÖRÜLDÜ
     Bu yazımda da Osmanlı’nın yükselme sürecinde
     Rumeli’ndeki siyasi, kültürel ve sosyolojik yerleşme   Bu değişimin en hızlı şekilde benimsenmesine ör-  Diğer yandan Rumeli’nde öyle bir hareketlilik var-
     süreciyle ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.  nek, Hersek bölgesindeki önde gelen derebey ai-  dır ki, her bölgede her kökenden insana rastla-
     Baştan alalım: Osmanlı’nın fethettiği Balkan coğ-  lelerinin Osmanlı askeri yapılanmasına katıldıktan   mak son derece doğaldır. Novi Pazar örneğinden
     rafyası siyasi ve etnik olarak çok fazla sayıda ya-  sonra hemen din ve kültür olarak da Türkleşme-  gidecek  olursak;  Çerkeska  Mahala,  Çerkes  yer-
     pıya bölünmüş, devletçiklerden, kabilelere, feodal   sidir.                          leşimin  olduğu  mahalleyi  anlatır.  Arap  camii  ve
     beylerden,  toprak  ağalarına  kadar  neredeyse                                      Arapoviç  sülalesi  bölgede  Arap  kökenli  nüfusun
     paramparça  denebilecek  ölçekte  ufalanmış  bir   Yani Osmanlı, Balkan coğrafyasını hem imar etmiş   varlığını ispatlar. Kaçar sülalesi, köken olarak Kırım
     yerdi.                                     hem de bunu yaparken bütün boyutlarıyla yep-  Tatarlarına dayandığı bilinen bir sülaledir. Bunlar
                                                yeni bir düzeni kalıcı olarak kurmuştur. Bu kuruluş   bir çırpıda verilebilecek örneklerdir.
     Osmanlı öncelikle bu yapıları kontrol altına alarak   doğal olarak yeni bir sosyoloji ve toplumsal yapı-
     bunlar arasındaki çatışmalara son verdi ve emni-  nın oluşmasına yol açmış ve yüzlerce yıl bu yapı   Peki kültürler arasındaki farklar nasıl sorun oluş-
     yeti, can güvenliğini sağladı. Adaleti de çok bü-  üstün bir örnek oluşturarak devam etmiştir.   turmadı?
     yük bir güven sağlayarak oturtan Osmanlı Devleti
     bu  arada  asla  hiç  kimseye,  hiçbir  kabile  ya  da   Son 200 yıldır Osmanlı idaresinden ayrılmış baş-  İslam, temel olarak kendi temel inanç prensiple-
     beyliğe din dayatmadı.                     kentler de dahil tüm Balkan başkentleri Osman-  riyle  çelişmeyen,  kültür  ve  geleneklere  karşı  çık-
                                                lı’nın kalıcı izlerini bütün kültürel soykırıma rağmen   maz.  Zaten  gayrimüslimlerin  inanç  ve  kültürüne
           HAYATIN MERKEZİNDE İSLAM VARDI       az veya çok sergilemektedir.              karışmayan  Osmanlı,  bu  prensip  gereği  Müslü-
                                                                                          man  inancını  benimsemiş  toplulukların  gelenek-
     Ancak vazgeçilmez bir tercih olarak kendine İslam   OSMANLI’DA MİLLİYETİ DİN BELİRLER  lerine  de  karışmadı.  Tersine  bunu  İmparatorluk
     dinini temel alan Osmanlı davranışlarını yani, si-                                   sisteminin avantajı, bir zenginlik olarak gördü.
     yasetini, hukuk sistemini, toprak işleme ve sahiplik   Bu yapı sonucunda, Rumeli şehirlerinin çok büyük
     yapılanmasını, hayat tarzını ve kültürünü bu ekse-  çoğunluğunda merkez nüfusu Müslüman Türkler-  Böylece,  Türklerle  diğer  ırklardan  gelen  Müslü-
     ne göre belirledi.                         den yani evlad-ı fatihandan oluşurken, şehirlerin   manlar arasında pozitif kültür transferleri yaşandı.
                                                çevrelerinde  çoğunlukla  gayrimüslimler  yaşa-  Gelenekler,  yemek  kültürü,  giyim  kuşam,  günlük
     Kurduğu  bütün  şehirlerde  İslam’ın  simgesi  olan   maktadır.                      yaşam alışkanlıkları hep birbirini etkiledi. Kız alıp
     camiyi merkeze alan Osmanlı ikinci adım olarak                                       vermelerde ırkî kökenin hiçbir önemi olmadı. Hem
     ticareti  yani  ekonomiyi  hedefleyen  bedestenler   Şehir hayatı, idare, eğitim, ekonomi büyük oran-  şehirlerde  her  kökenden  insan  bir  araya  geldi,
     yani  bugünkü  anlamıyla  alışveriş  merkezleri  inşa   da Müslümanların kontrolünde iken diğer halklar   hem de her kökenden Müslüman kız alıp vererek
     etti.                                      ağırlıklı olarak köylerde hayvancılık ve tarımla uğ-  ailevi bağlar, akrabalıklar geliştirdi. Geriye dönüp
                                                raşmaktadır.                              bakıldığında,  bugün  bu  konudaki  hoşgörünün
     Bu şehirlerde Müslüman idareci kesim, askerler, din                                  Osmanlı  döneminden  çok  daha  kötü  durumda
     adamları, tüccarların sürüklediği yeni bir toplum-  Öte  yandan  Rumeli,  Osmanlı  sisteminin  kültürel   olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
     sal yapılanma ortaya çıktı. Toprak işleme görevi   olarak  da  kalıcı  biçimde  yerleştiği  ve  başarıyla
     de;  tercih  edilen  tımar  sistemiyle  büyük  oranda   uygulandığı bir bölgedir.    Doğunun büryanı Balkanlar’da, Elbasan’ın tavası
     fethi gerçekleştiren komutan ve idarecilere verildi.                                 İstanbul’da bilinir oldu. Baklava, sütlaç tüm coğ-
     Bir yandan da etkili nüfus politikalarıyla Anado-  Kültürel  boyutu  biraz  daha  detaylı  inceleyecek   rafyanın ortak tadı oldu.
     lu’dan büyük oranda nüfus transferi gerçekleşti.  olursak;  Osmanlı-İslam  medeniyetinde  milliyet,
                                                kan  esaslı  değil  iman  esaslıdır.  İslam  milleti  ve   Şalvar, fes, cepken Sırplar dahil neredeyse bütün
     Böylece küçük kasabalar büyük şehirlere, dolayı-  gayrimüslim millet. Yani Osmanlı topraklarında iki   topluluklarda  bazı  değişikliklerle  birlikte  benim-
     sıyla yeni cazibe merkezlerine dönüştü. Osmanlı   milliyet yaşar: müslim ve gayrimüslim. Osmanlı da   sendi.  Misafirperverlik,  cömertlik,  yardımlaşma
     idaresinde,  emperyalist  bir  tavırla  “alabileceğim   bunu tahrir defterleri vasıtasıyla not eder.  ortak payda oldu.
     tüm  zenginlikleri  alayım  ve  gideyim”  yaklaşımı
     değil, “burayı kendime vatan yapayım. Onun için   Tabii  ki,  Osmanlı  sisteminin  vatandaşını  inancı   Özetleyecek  olursak,  Osmanlı  Rumeli’nde  önce,
     verebileceğim her şeyi vereyim” yaklaşımı hakim-  üzerinden ayrımcılığa tabi tuttuğu anlamı çıkmaz   can güvenliği ve adaleti tesis etti. Sonra ekonomi
     di. Öyle ki, sadece devletin sahibi durumundaki   buradan. Devlet, sadece çoklu hukuk sistemi ne-  ve üretimi prensiplere bağlayarak sürekliliği sağ-
     padişah değil, tüm idareciler, ağalar, paşalar ve   deniyle  bu  kaydı  tutar.  Gayrimüslimlerin  askere   ladı.  Bu  arada,  kendi  inancı  ve  kültürüne  dayalı
     vezirler  bu  anlamda  bir  imar  ve  iyilik  yarışı  içine   alınmaması, kendi aralarındaki hukuki anlaşmaz-  yaşam düzenini kurdu ama bunu yaparken başka
     girmişlerdi. Tabiri caizse herkes yukarıdan aşağıya   lıkların çözümünde kendi inanç sistemlerine göre   kültür ve inançların yaşam alanını kısıtlamadı.
     kiracı gibi değil, ev sahibi gibi davrandı.  yargılanmalarının sağlanması gibi konular nede-
                                                niyle din kaydı tutulur.                  Bu sayede çok çeşitli kültür ve inançlardan olu-
     Bu süreçte bölge idaresinin de yeni bir güç merke-                                   şan Balkan coğrafyasını yüzlerce yıl huzur ve barış
     zi ve anlayışın eline geçmesi nedeniyle tamamen   Bir kez daha ifade edelim: Osmanlı, kamu düze-  içinde yönetti, orayı kendisine vatan yaptı...
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15